İmamoğlu’ndan önce AKP’li Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal dönemlerinde de aynı işleri yapan ve o gün isimleri AKP ile işadamları da aynı soruşturmada tutuklu.
NELER OLUYOR ?
Herkes aynı soruyu soruyor: Neler oluyor ?
İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet soruşturması dosyasında sadece CHP’liler yok.
İmamoğlu’ndan önce AKP’li Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal dönemlerinde de aynı işleri yapan ve o gün isimleri AKP ile anılan şirket ve işadamları da aynı soruşturmada tutuklu.
Soruşturma bu sebeble sadece İmamoğlu dönemi ile sınırlı kalmayabilir.
Suçlanan şirketler “- biz bu tanıtım ve reklam işlerini AKP döneminde yaptığımız sözleşmeler ile aldık. Aynı işleri o zamanda yaptık. Onlarada aynı faturaları kestik. O gün kesilen faturaların dolar karşılığı değerleri ile bugün İmamoğlu döneminde kesilen faturaların dolar karşılığı değerleri aynı.” derlerse kimse şaşırmasın.
O gün yüklü kesilen faturaların fazlalıklarının nerelere aktarıldığı ve hangi vakıf, dernek, cemaat ve de kişilere ödendiği elbet başka bir soruşturma konusu.
Bugün, İmamoğlu döneminde ise yakın çalışma arkadaşları anlaşılıyor ki seçimler sonrası düzeni bozmamış.
Haksız irtikap sadece adres değiştirmiş.
Bu olayda ortaya çıkan pislik aslında tutuklu bazı sanıklara bakınca AKP döneminin kalıntısını ve izlerini taşıyor.
Şöyle ki 2019’da İBB Başkanı seçilen İmamoğlu AKP döneminde yapılan ve 2021 yılına kadar süresi olan reklam şirketinin sözleşmesini özel fiyatlara rağmen fesh etmiyor ve işlerine devam etmesine rıza gösteriyor.
Tabi bu arada belediyenin üzerinden kazanılan haksız ve fahiş ödemeleri de öğrenmiş oluyorlar.
Ve İmamoğlu ile yanında ki uyanıklar sadece fazlalıklarının adresini değiştiriyorlar.
Sonra sözleşmeler bugüne kadar uzayıp geliyor.
Siyasal dinci dernek ve vakıflara İstanbul belediyesince milyonlarca doların aktarıldığı şikayetini yaparak seçilen İmamoğlu ve ekibi muslukların yönünü kendi havuzlarına çevirmişler gözüküyor. Yani vurgunu ifşa edip sorumlularını adalete teslim etmiyorlar.
Aynı firma ile ilgili Ankara belediyesinin Melih zamanında yaptığı sözleşme fesh ediliyor ve firma ile halen ABB bu şirketle mahkemelik. Fakat İmamoğlu, Mansur başkan gibi davranmıyor. Mansur başkan firmanın sözleşmesini iptal ediyor. Adı geçen bu şirketten ABB’nin 400 milyon tl alacağı olduğu ve şirketin de bu borcunu belediyeye ödemediği bilgisi var.
Reklam şirketi için değişen bir şey yok.
Şişirilen fatura farkını kimin aldığı umurlarında bile değil elbet. Onlar için vurgunun devamı önemli.
Aslında gerçek Atatürkçü, dürüst ve vatansever CHP’liler bu işin sonunda, başlarına yarın daha büyük bir bela olacak ve CHP’li olmakla da hiçbir ilgisi olmayan kirli bir ekipten kurtulduklarına belki de sevinecekler.
Rahmetli Rauf Tamer’in dediği gibi:
“Düzen değişiyor ama dü…len değişmiyor” !
Sokaklarda yüzbinlere ulaşan ve kabaran öfke bu gerçekleri bilse bile protestodan vazgeçmeyi düşünmüyor gibi.
Çünkü sadece ne İmamoğlu için ve ne de sadece CHP için öfke nöbeti geçiriyorlar.
İktidara duyulan nefret ve kabaran öfke bıçağın kemiğe dayandığının işaretidir.
AKP’nin ekonomik sıkıntılar ve ayrımcı politikaları sonucu sebeb olduğu halkın adalete olan güvensizlik algısını düzeltmesi artık çok zor görünüyor.
Millet ile halk arasında seçimlerde ortaya çıkan önemli bir fark vardır.
“Millet” kimin iktidara gelmesine karar verir.
“Halk” ise kimin iktidardan gitmesine karar verir.
Gerçek demokrasi kimin iktidar olmasına karar verenlerin hak ettiği bir rejimdir.
Bu yüzden demokrasi en çok “millet olma” vasfını unutmamış ve kaybetmemiş toplumlara yakışır.
Erdoğan’ın yönettiği AKP iktidarı Türk milletinin millet olma bilincini parçaladı ve zayıflattı. AKP döneminde millet şuuru ile halkın tepkisel refleksleri yer değişti.
Artık nefretleri ve kinleri ile hareket eden ve kimin geleceğini hiç önemsemeyen ve kimin gitmesine karar veren “halk” yığınları var.
Ve bu halk yığınları da gerisi tufan olsa da Erdoğan’ın gitmesine karar vermiş gözüküyor.
İktidar ve ana muhalefet, vatanımız üzerine kara bulutlar gibi çökmüş ve ülkemizi sert bir türbülansa sokmuşlardır.
Bu türbülanstan en az zararla çıkmak için bayağı zorlanacağız.
Tek çare eğer becerilebilirse “millet” merkezli düşüncenin sahibi Türk milliyetçilerinin birleşmesi ve güçlerini toplayarak bu iktidar-muhalefet denkleminde kurulan emperyal tahterevalli tuzağını ve oyununu farkedip bozmasıdır.
Hakkı Şafak Ses