Bir kız çocuğunun babası olmak, başlı başına bir lütuftur. Çünkü erkekler, kızlarını büyüttüklerini sanırlar ama aslında büyüyen kendileridir.
Bizi aşağılıyorlar baba. Birbirlerine hakaret ederken ‘eşek’ diyorlar. Aptallıkla bizi özdeşleştiriyorlar. Oysa biz hiç kimseye ihanet etmeyiz, yalan söylemeyiz
Eskiden evlerde pazar gecelerinin başka bir havası vardı, günün telaşını ve yorgunluğunu bir kenara bırakıp ev halkını birleştiren, o unutulmaz “banyo akşamı”
Ortadoğu’nun kadim topraklarından biri olan Suriye, son on yıldır yıkım, kaos ve acının merkezi haline gelmiş durumda. Şimdi ise, Şam’dan gelen haberler..
Toplumun modernleşme süreciyle, birçok Roman genç kız bu tür etkinliklere karşı çıkıyor, kendi hayatları eş seçimleri üzerinde fazla söz sahibi olmak istiyor.
Selam olsun hatıralara, selam olsun geçmişin o sıcacık günlerine… İnsan, geçmişe bakınca fark ediyor; bazı şeyler unutulmaz, bazı anılar hep kalpte saklıdır.
Zeynep, doğum gününü kutlamak için günleri sayıyordu. Renkli balonlar, pastalar, mumlar ve arkadaşlarıyla dolu bir doğum günü hayali kuruyordu.
Her şeyden uzaklaşmak istemek, aslında içimizdeki sesin bize ‘dur’ dediği anlardır. Bu ‘dur’ işareti, hayatımızı yeniden değerlendirmenin, sorgulamanın işaretidir.
Yakın geçmişe baktığımızda, dünyanın dört bir yanındaki krizler savaşlar, doğal felaketler, toplumsal hareketler, olaylar, çatışmalar adeta birbirini kovalıyor.
Anne ve babaya itaat, Allah’a İtaat göstergesi. Kur’an-ı Kerim’de “Rabbin kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babanıza iyi davranmanızı emretti”
Üç çocuk, bu parçalanmanın en sessiz tanıklarıydı. Gözlerindeki masumiyet, yaşananların ağırlığı, mahkeme kararı onların ruhlarına bir yara daha ekledi.
Yüce bir denizde yalnızca küçücük su damlasına muhtaç kalmanın acısını... İçinde devasa fırtınaların koptuğu bir yürekle, nefessiz kalmanın ne demek olduğunu
Bu bağlantı sizi https://www.gapolaygazetesi.com dışındaki bir siteye yönlendiriyor.