Solcuların kurtarılmış bölge stratejisine karşın, Ay Yıldızlı bayrakla ‘HER ŞEY TÜRKE GÖRE TÜRK TARAFINDAN’ sloganıyla Marksist ilerleyişe karşı çıkanlar vardı

SAĞCI VE SOLCULARA TAVSİYEM

Bizim 68 ve 78 kuşağı nesillerin, Türkiye’de yaşadığı gerçekler ışığında birkaç hususun altının çizilmesinin yararlı olacağı kanaatiyle yazıyorum.

68-78 kuşağı neslin sağcı gençleri de solcu gençleri de okuma gayeleri olan erdemli kimselerdi.

Hiçbirinin iktidarı ele geçirip hazineyi yağmalama gibi bir gayeleri yoktu.

Bir tarafta, SSCB’de ki komünist düzen Türkiye’de inşa edilirse, emekçi sınıfın hakça yaşayacağı bir düzen olur hayali vardı. Ve bu gençler, orak çekiçli Rus bayraklarını sokaklara, caddelere asıyorlardı.

Bu tarafta da solcuların kurtarılmış bölge mahalle stratejisine karşın, Ay Yıldızlı bayrakla ‘HER ŞEY TÜRKE GÖRE TÜRK TARAFINDAN’ sloganıyla Marksist ilerleyişe karşı çıkanlar vardı.

Sonuç itibariyle, o dönem gençlerimiz sokak çatışmalarının içine ağır ağır sürüklendi.

Bu zor sürecin yaşandığı süreçte, Sırrı Süreyya Önder’le sınıf arkadaşıydık. İkimiz de yetim büyümüş, hayalleri, hedefleri olan öğrencilerdik.

Ortaokulda sağ-sol çatışmaları baş gösterince, Sırrı Süreyya Önder’le dostluğumuz arkadaşlığımız yara aldı. Sırrı Süreyya, Fatma Gebizli ve Orhan Bakır’dan ideolojik eğitim almaya devam ederken, ben de Mehmet Özkan hocayla ülkü ocaklarında eğitim alıyordum. Gel zaman git zaman, sokak eylemlerinden Sırrı ’da ben de firar gezdik. 12 Eylül oldu tutuklandık. İşkenceler gördük. Acılar çektik. Sırrı, böbreğinden, ben de ciğerimden hasar aldım.

O dönemin siyasilerden solcu lider Ecevit ve sağcıların lideri Alpaslan Türkeş birbirlerine veryansın ediyorlardı. İki liderin posterleri taraftarlarının sokaklarını, evlerinin salonlarını süslüyordu.

Herkesin gazetesi farklı, kahvehanesi farklı, mahallesi farklıydı. Biz Türkeş’le Ecevit biri birine can düşmanı olduğunu biliyorduk. Sonra baktık ki birbirini ziyaret ediyorlar, görüşüyorlar; bununla kalmadılar, beraber koalisyon hükûmeti kurdular. DSP’de vekiller bir bir Ecevit’i terk ederken, MHP lideri, Ecevit’in yanından ayrılmadı, hatta en sadık Ecevit’çi 

Yakın zamanda siyasi pozisyon değiştiren, her iki cenahta da örnekleri çok gösterilecek siyasi yer değiştirmeler oldu.

Yaşadığımız tecrübelerden şunu çıkardık. Türkiye, stratejik açıdan çok, ama çok önemli bir ülke... En büyük önemi de arz-ı mevutta önemli bir yer tutuyor olması.

Bu coğrafyada bölücü, karıştırıcı örgütlerin baş göstermesi, asla ve kat’a kendi başına bir olay olarak görülemez.

Adıyaman’da durduk yere mezhepsel bir kaşınma için prova niteliğinde işaretler görüldü. Bazıları da hemen böyle bir şey varmış gibi, ortalığı velveleye vermeye çalıştı.

Adıyaman ve benzeri sosyolojik özellikler taşıyan yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlarımız, özellikle siyasilerimiz, uyanık ve sorumlu davranmak zorundadırlar.

Adıyaman’ın son 58 yılını çok iyi bilen biriyim. Bu kentte asla ve kat’a Kürt-Türk veya Alevi-Sünni birbirine farklı gözle bakmadı, bakmaz da.

Benim birinci derece ailem içerisinde bu unsurların hepsi de var ve biz etle kemik gibiyiz.

Bu durum yeni de değil. Adıyamanlılar olarak sosyal ve kültürel olarak kardeşiz.

Adıyaman 500 yılın en büyük felaketiyle karşılaştı. On binlerce yakınımızı kaybettik. Bir o kadar yaralı, uzvunu kaybeden ve yetimimiz var.

Bu noktada yaraların sarılması için mücadele ediliyor.

Siyasi çekişme bu memlekete yakışmıyor. Bizim siyaset yapmaya, artistik patinaj yapmaya, Adıyaman’ı laf kalabalığı ile siyasi gündeme mahkûm etmeye hakkımız yok.

Biz ölü yeriyiz. Siyaset üstü davranarak Adıyaman’ın yaralarının sarılmasına katkı sunmamız lazım.

Bunun gereği olarak Adıyaman platformunu kurduk. Her partiden, her görüşten, memleket kaygısı taşıyan hemşerilerimizi platforma dâhil ettik. Mart ayı toplantımıza misafir olarak Çalışma Bakan Yardımcımız Ahmet Aydın Bey’i davet ettik.

Toplantıda, Nisan ayı toplantımıza CHP’li Belediye Başkanımız Abdurrahman Tutdere’yi davet edeceğimizi söyledik.

Bu platform Adıyaman tarihinde bir ilk… Eşi benzeri olmamış sivil bir inisiyatif. Her kesimden aklıselim hemşerilerimiz var aramızda. Fakat CHP’li arkadaşlarımızdan 1- 2 kişi Ahmet Aydın’ı toplantıya davet etmemizden rahatsız olmuş olmalılar ki guruptan ayrıldıklarını ifade ettiler.

Değerli kardeşlerim, kendi adıma altını kalın harflerle çizerek söylüyorum ‘Bir haksızlığa uğrarsanız, ben sizin sağcı -solcu olmanıza bakmam, haklının yanında yer alırım.’

Hayatım boyunca ben böyle davrandım.

Biz Adıyaman’ın acil çözülmesi gerekli sorunlarını çözeceğiz ve iktidarıyla belediyesiyle birlikte bunu başaracağız.

Bizler bir, beraber olamazsak, olaylara siyasi gözlükle bakarsak, ne memlekete faydalı oluruz, ne de Adıyaman’a faydalı oluruz.

Bugün, Ekrem İmamoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında bir rekabet varmış gibi bir manzara mevcut. Kısa zaman önce de MHP lideriyle Ahmet Türk arasında bir gerginlik var zannediyorduk.

Bugün gerilen arkadaşlara şunu söyleyeyim:

Hatırlarsanız, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında adli yılın açılışında bir gerginlik yaşanmıştı. Bugün gerilen arkadaşlarımız o gün çok öfkeliydi. Türk siyasetinin 4-5 boyutu olduğunu yaşayarak hepimizin öğrenmiş olması lazım.

Arkadaşlara tekrar sesleniyorum. İstanbul’u kurtarma önemli, fakat daha da önemlisi, Alitaşı Mahallesinde çamurdan tozdan kanserden kurtulmayı bekleyen on binlerce depremzedemizin olması.

Önce gelin bu mahalleyi kurtaralım, sonrası çorap söküğü gibi gelir.