Bir duruşun adıydı Ülkücülük! Sadece olanla değil olmayanı da hesaba katarak; İddia ve idealini aşkın tasavvurda kendi oluşun öznelliğinde özne kimliğiyl
Hep bu taraf yüklem ve
yükümlülüğüyle
hemhal olmuş bir hareket!
Var oluş işaretlemelerini
kendine ve ötekine dair
kabul ve redle anlamlandırır…
Parentezi kendinde açar
ötekinde kapatır.
…..
Garip ve tuhaf bir tekçiliktir
bu aidiyet.
Halin bu tonu aslında siyah
ve beyaz arası bir bu taraf’la
o tarafın hikayesinde
konumlanmadır.
Ama bu konumlanma aynı
zamanda zorlayıcı bir devinimde
taşır.
Taşan durumdur bu zorlama…
……
Aklın ve bilimin ayartıcı iştigaliyetinde
taşmışlığın yeni muhataplığı çok fazla
gri tonun birleşmek istediği ana kütle
heves arzu iştiyakı…
Arayışı adresle tanıştırma hasiliyeti!
İşte bunun adı ideolojidir.
….
İdeoloji,patinajı yerinde saymayı o tarafı
bu tarafı aşan bir yüklemdir.
Bizim ideolojik kabulümüz hep var olanla
iştigaliyeti önceliklemiştir bununla
yetinmiştir.
Daha tuhafı ise;
Avuntuda kendi anlam
haritasının habitatında o yan bu yan
deyip durmuştur.
….
Sonra taşan hal çokça öte yanlarla
muhatap olma zorunluluğu hasıl etmiştir
Ee şimdi bu hasıliyet aşkın ve taşkın
çokça grinin tonunu neyle okutup
yorumlayıp anlamlandıracak verin
cevabını…
….
O yanda Kürt bu yanda Türk!
Avunup gidiyordunuz
Dost düşman yakın uzak
renklendirmesinde siyah beyaz
tonuyla yetiniyordunuz
İş gelip yumurtayı malum yere
dayayınca…
Morunda bir renk olduğunu anladınız
Kendinizce geliştirdiğiniz savunmalar
hezeyanlı çoğunluğun ittifakında
sizi kapsayıcı kümelikten öte yutulan
küme işaretinde biçimlendiriyor
İster kabul edin ister etmeyin durumunuz
böyle bir fotoğrafın yakışıksızlığını
ortaya koyuyor.
…
Oysa yakışıklı bir duruşun adıydı
Ülkücülük!
Sadece olanla değil olmayanıda
hesaba katarak;
İddia ve idealini aşkın tasavvurda
kendi oluşun öznelliğinde özne
kimliğiyle…
Oluşu var oluş idrakine tabi
tutardı
Oluşdaki var oluş idraki bir
irade hükmüydü
Malum iradenin olmadığı yerde
sebep tartışılmaz
Unuttuğunuzu hatırlatalım ;
Türk bir iradenin adıdır